E-Pazar ile B2B ve B2C’yi Aynı Masaya Oturtmak: Çok Kanal Değil, Tek Merkez
Dijital ticaret tarafında çoğu işletmenin yaşadığı temel problem aslında çok net:Web sitesi ayrı, Trendyol ayrı, Hepsiburada ayrı, Getir/Yemeksepeti ayrı, B2B...
Dijital ticaret tarafında çoğu işletmenin yaşadığı temel problem aslında çok net:
Web sitesi ayrı, Trendyol ayrı, Hepsiburada ayrı, Getir/Yemeksepeti ayrı, B2B siparişler ise mail–WhatsApp–Excel üçgeninde.
Her kanal kendi mantığıyla akarken stok, fiyat, kampanya ve fatura tarafında kopukluklar, gecikmeler ve hatalar ortaya çıkıyor.
ePazar tam burada devreye girip, B2B ve B2C operasyonlarını tek bir platformda birleştiren bir “merkezî ticaret paneli” gibi konumlanıyor.
Amaç basit:
Nereden sipariş gelirse gelsin, işletme tarafında aynı dil ve aynı veriyle yönetilebilsin.
ePazar, hem işletmeler arası (B2B) hem de son kullanıcıya doğrudan satış (B2C) modellerini aynı altyapıdan yürütmeyi hedefliyor.
Bu, örneğin bir yandan bayilere özel fiyatlarla toplu satış yaparken, diğer yandan Trendyol veya Hepsiburada üzerinden son kullanıcıya perakende satış yapabilmeyi; ama bunları ayrı dünyalar gibi değil, aynı sistemin iki farklı senaryosu gibi görmeyi sağlıyor.
Online pazaryeri entegrasyonları bu yaklaşımın görünen yüzü.
Trendyol, Hepsiburada, Hepsiexpress, Getir, TrendyolGo, Yemeksepeti gibi önde gelen platformlarla entegrasyon; ürün, stok ve sipariş bilgilerinin çift taraflı akmasını mümkün kılıyor.
Böylece her panel için ayrı giriş yapıp stok, fiyat, açıklama ve kampanya güncellemek yerine, merkezi bir yönetim anlayışı devreye giriyor.
Pratikte bu, hem zaman kazancı hem de hata azaltma anlamına geliyor; çünkü stok düşümü veya fiyat değişikliği gibi kritik hareketler tek noktadan yönetilmiş oluyor.
Sipariş takibi ve envanter yönetimi tarafında gerçek zamanlı veri akışı, işin kırılma noktası.
Farklı kanallardan gelen siparişlerin aynı ekranda görülmesi; hangi ürünün hangi kanalda daha çok sattığını, hangi stok kodunun kritik seviyeye geldiğini, hangi platformun iade oranının yüksek olduğunu takip etmeyi kolaylaştırıyor.
Bu, sadece depo tarafını rahatlatmakla kalmıyor, aynı zamanda ticari kararları da besliyor:
Hangi platforma daha fazla stok ayrılmalı?
Hangi ürün B2B’de daha yüksek hacim yapıyor, hangisi B2C’de daha kârlı?
ERP entegrasyonu ise ePazar’ı “ayrı bir ada” olmaktan çıkarıp işletmenin genel iş süreçleriyle bütünleştiriyor.
Stok, fiyat, cari, fatura, irsaliye gibi temel ticari veriler ERP’den beslenip yine ERP’ye akarak tekilleşmiş bir veri yapısı oluşturuyor.
Böylece pazaryerleriyle ERP arasında manuel Excel aktarımı, kopyala-yapıştır, elle fatura kesme gibi hem hataya hem de zaman kaybına açık işlemler azalıyor.
Tabii burada ERP tarafındaki kart yapısının, stok kodlarının ve fiyat mantığının belirli bir disipline sahip olması şart; aksi halde entegrasyon sadece karmaşayı daha görünür hale getirir.
ePazar’ın B2B boyutu genelde gözden kaçıyor ama birçok işletme için en az B2C kadar kritik.
Bayilere, distribütörlere veya kurumsal müşterilere özel fiyat listeleri, iskonto yapıları, ödeme koşulları ve sipariş limitleri tanımlanabildiği bir B2B arayüz; satış ekibinin üzerindeki yükü hafifletirken, müşterinin de kendi siparişini kendi yönetebildiği bir deneyim sunuyor.
Bu, “maille Excel siparişi geldi, sisteme işleyelim” dönemini yavaş yavaş geride bırakmak anlamına geliyor.
Merkezi yönetim yaklaşımı işin teorik tarafı; pratikte ise şu soruları netleştiriyor:
Ürün bilgisinin ana kaynağı neresi?
Stokların gerçek seviyesi hangi sistemde?
Fiyat güncellemesini kim, nereden yapıyor?
İade ve iptal süreçleri nasıl yönetiliyor?
ePazar’ı verimli kullanmak için bu soruların cevabını net vermek gerekiyor.
Aksi halde modül sadece “pazaryerlerini gören güzel bir ekran” olarak kalır, işin yükünü gerçekten azaltmaz.
Biraz da işin riskli tarafına bakalım.
– Stok senkronizasyonu kusursuz değilse, aşırı satış veya eksik satış problemleri kaçınılmaz. Gerçek zamanlı gibi görünen ama aslında gecikmeli çalışan veri akışları, özellikle kampanya dönemlerinde sorun yaratabilir.
– Fiyat politikası net değilse, B2B ve B2C fiyatlarının birbiriyle çelişmesi marka algısını zedeleyebilir. Bayiler, son kullanıcının pazaryerinde daha düşük fiyata ürün aldığını görürse bu, orta–uzun vadede ilişkiyi bozar.
– Her pazaryerinin kendine özgü kural ve komisyon yapısı var. Tek panelde yönetmek konforlu ama her kanalın dinamiğini göz ardı etmek, kârlılık analizini zorlaştırabilir.
Bu yüzden ePazar, yalnızca teknik entegrasyon olarak değil, ticari stratejinin bir uzantısı olarak ele alınmalı.
Hangi ürün hangi platformda satılacak, hangi stok havuzu neresiyle ortak kullanılacak, B2B tarafında hangi fiyat seviyesi korunacak gibi soruların cevabı, modül devreye girmeden önce netleşmeli.
Orbitie ekosistemi içinde ePazar’ın tek başına çalışmadığını da unutmamak gerekiyor.
CPQ ile karmaşık ürün yapılandırmaları ve teklif süreçleri,
Doküman Yönetimi ile sözleşme, şartname ve anlaşmaların arşivi,
Satın Alma ile stok besleme ve tedarik süreçleri,
Nexus PDKS ile depo ve lojistik ekiplerinin çalışma düzeni,
Servis SSH ile satış sonrası süreçler ve teknik destek,
Üretim modülü ile üretimden çıkan ürünlerin stok ve teslimata akışı
hepsi aynı bütünün parçaları haline gelebiliyor.
Böylece ePazar, sadece “pazaryeri entegrasyonu” olmaktan çıkıp, satış–tedarik–üretim–servis zincirinin ön yüzünü oluşturan ticaret katmanı gibi çalışıyor.
Özetle ePazar, günümüzde farklı platformlarda dağılmış B2B ve B2C operasyonlarını tek merkezden yönetmek isteyen işletmeler için güçlü bir altyapı sunuyor.
Gerçek faydayı görmek için, teknik entegrasyon kadar stok disiplinine, fiyat politikasına, kanal stratejisine ve süreç sahipliğine de yatırım yapmak gerekiyor.
Doğru kurgulandığında iş yükünü azaltıp kontrolü artıran bir ticaret kokpiti; yanlış kurgulandığında ise sadece yeni bir ekran ve yeni bir iş kalemi olma ihtimali var.
Farkı belirleyen, sistemi nasıl konumlandırdığınız ve gerçekten “tek merkez” mantığına ne kadar cesurca geçebildiğiniz.